Az mı çok mu bilmem . Zaten bu davada az, çok olmaz; bu hep veya hiç davasıdır. Nispet girmez. Bir zihniyet ya tam değişir, ya değişmez; gerisi dışta kalır.
Fakat olmuyor: bize lazım olan, gömlek değiştirmek değil, içten değişmektir . Bu sadece dıştan yapılacak şey değil. Bunu olduğumuz yerden yapmalıyız, içten dıştan her ufuk, bir görüş vazifesidir.
Bizde insanoğlu şirazesiz kalmış. Hayat onun için ahenksiz, birbirini tutmayan, günün hayatına cevap vermeyen bir yığın ölü kıymetler tarafından idare ediliyor. Dünyaya baktığımız zaman ayrı görüyor, kendi kendimize baktığımız zaman ayrı düşünüyoruz. Yığınlarca tezat içinde yaşıyoruz...
Oğlum Behçet, sen bir medeniyetin iflâsı nedir, bilir misin? dedi. İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet insanı yapan manevi kıymetler manzumesidir. Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü?... Cahilsin okur, öğrenirsin. Gerisin; ilerlersin Adam yok; yetistirirsin, gün un birinde meydana çıkıverir. Paran yok; kazanırsın. Her şeyin bir çehresi vardır. Fakat insan bozuldu mu , bunun çağresi yoktur.