Dünyanın en güzel sanat eserini yaratıp on dakika seyrettikten sonra yakan bir ressam gibi ben de keşfettiğim düşünce cennetimi tasfiye ediyorum.
Hakan GÜNDAY
İçerik olarak diğer biyografi kitaplarıyla aynı seviyede, Freud'un hayatının ya da araştırmalarının bilinmeyen herhangi bir tarafına ışık tutmuyor. Genel olarak yüzeysel ve basit bir anlatımı var.
İçerik haricinde kitap, kocaman bir rezaletten oluşuyor. Her sayfada yapılan yazım yanlışları, eksik harfler, anlatım bozuklukları, kelime ortasındaki büyük harfler, öznenin sürekli değişmesi, konudan konuya atlanması ve bahsedilen konulara dair yeterli kaynak verilmemiş olması okuyucuyu soğutuyor ve okuyucuya kitabın güvenirliliğini sorgulatıyor. Yazarın, olayların anlatımında taraflı bir tutum takınıp tutumunu çok iddialı kelimelerle desteklemesi de kitabın seviyesini iyice aşağıya çekiyor.
Kitaptan niçin korkarlar? Bunu bir türlü anlayamadım. Kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir. Kitaptan korkan adam, insanı mesuliyet hissinden mahrum ediyor demektir. "Bırak, senin yerine ben düşünüyorum!" demekle, "Falan kitabı okuma!" demek arasında hiçbir fark yoktur. İnsanoğlu her şeyden evvel mesuliyet hissidir ve bilhassa fikirlerin mesuliyetidir. Ondan mahrum edilen insan, kendiliğinden bir paçavra haline düşer.
Sahip olmak nedir? Hiç bilgimiz yok; öyleyse herhangi bir şeye sahip olmayı nasıl isteyebiliriz? Yaşamanın ne olduğunu bilmeyiz, diyeceksiniz şimdi bana – ama yaşarız... Peki ama, gerçekten yaşıyor muyuz? Hayatın ne olduğunu bilmeden yaşamak, yaşamak bu mudur?