Ve ben, kafamın içine ve yalnız kendi ruhuma kapanmakla onların üstünde değil, altında bulunduğumu anlıyordum. Şimdiye kadar zannettiğim gibi, kitleden ayrılmanın bir hususiyet, bir fazlalık değil, bir sakatlık demek olduğunu hissediyordum.
They drove the blade down, down forever. They dug it into the earth
until half its blade shone no longer. Then more. They forced that cutting
into the ground until it was nothing but an expensive handle.