Travma deneyimlemiş herkes, yaşamın bir noktasında illa ki hastalanmaz. Hastalığa neden olan öfke, yas veya korku değildir. Travmaya yol açan olay veya taciz tarafından üretilen hisler bedenlerimize veya zihinlerimize -çözülmeden, araştırılmadan veya salınmadan- gömüldüğünde veya bastırıldığında fiziksel ve/veya duygusal sorunlar geliştiririz.
Aurayı ya da enerji alanını göremesek bile hepimiz bir şekilde enerji alanını deneyimliyoruz. Bu konuda herhangi bir bilgimiz yoksa bu yaşadığımız deneyimi adlandıramıyoruz. Şimdi bu deneyimlerin neler olabileceğine bir bakalım:
* Belli kişilerin yanında kendinizi tükenmiş veya iyileşmiş hissettiğiniz oldu mu?
* Belli mekanlarda kendinizi iyi hisseder misiniz? Ya da belli mekanlara gittiğinizde tedirginlikle oradan bir an önce uzaklaşmak istediğiniz oldu mu?
* Yeni tanıştığınız bir insana karşı onu fazla tanımadığınız halde yakınlık duyduğunuz oldu mu?
* Yeşillik yerlere gittiğinizde şarj olduğunuzu hisseder misiniz?
* Birisinin size baktığını hissettiğiniz oldu mu?
Hepimiz zaman zaman farkında olmadan aura etkileşimlerini tarif eden ifadeler kullanırız:
* “....’la tanıştım, elektriklerimiz pek tutmadı.”
* “İlk görüşte vuruldum.” * “Adamda garip bir elektrik vardı, sen de hissettin mi?”
* “Gözlerinden sanki ateş fışkırıyordu.”
* “Yo adam çok karizmatik canım.”
* “Konserde tüylerim diken diken oldu.” vs.
İnsan aurası, fiziksel bedeni çevreleyen ve çeşitli renklerde algılanan bir enerji alanıdır. Bu alan bedeni her yönden sarar. Üç boyutludur. Sağlıklı bir bireyde, bedenin çevresinde elips ya da yumurta şekli oluşturur.