Aşk, insanın içindeki boşluğu birçok yönden dolduran birine veya bir şeye şahit olduğunda ona saplanıp kalmaktır. Hep fedakarane ve masum bir şey gibi anlatılır ama psikolojik olarak baktığımızda, insan her yaşta her statüde içinde bir boşluk bulundurur, bunun düşük standartla yaşamakla da alakası yok veya küçük olmakla da ilgisi yok bence. Ne çeşit bir boşluk hissediyorsan, onu dolduracak birine veya bir şeye çok güçlü çekim hissetmek ve o boşlukla yaşamak çok zor olduğu için onu dolduracak şeysiz yaşayamanaktır. Dolaylı yoldan bakılırsa bir tür bencilliktir diye düşünüyorum sağlıklı bir durum değildir. Nereden biliyorum, çünkü eşimle tanıştığımda aşktan ziyade çok güçlü bir aidiyet ve bağlılık isteği hissettim. Onu çok sevdim, seviyorum, kelebekler uçuşuyor biliyorum ama kalbim hep sakindi. Sağlıklı ilişkilerde ve sevgilerde aidiyet, bağlılık, sevgi oluyor ve bu kalbi sakin kılıyor, konforlu hissettiriyor ama bu dizilerde çevremizde gördüğümüz aşklar hiç yaşadığım hislere benzemiyor daha çok içinde sürekli telaş barındıran hastalıklı bir şey gibi.