Merve

Merve
@BlueButterfly___
“Ve kefâ billâhi şehîdâ”( Tanık olarak Allah yeter)
Kendi öğrencilerinden 300.000 kişi üniversitelere girecek yer bulamazken, Türkiye'de yabancı öğrencilere Anglo-Sakson dil ve kültürünü vermek için bir fedakârlık yapılması, hele bunun için ulusal dil ve kültürde eğitimin kaldırılması, inanılacak şey değildir.
Yabancı dil bilme, şu veya bu ülkede sokak alışverişi için değil; şu veya bu batılıya şirin görünmek için değil; Türkiye'nin Türk'ün yarar ve onurunu iyi koruyabilmek yabancıyı, geç kalınmadan, önceden tanıyabilmek için olacaktır.
Kendi Toplumuna Yararı Dokunmayan... Hayır arkadaşlar! Artık bu mânâsız ziyanı bu mânâsız eritmeyi, bu vatandan kopmayı, bu dışarı hastalığını, bu planı, amacı belirsiz dışa atışı gözden geçirmenin zamanı gelmiştir. Eğitimin ilk amacı kişiyi önce kendi toplumuna uydurmak, önce kendi toplumuna yararlı kılmaktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin, Atatürk Türkiyesi'nin eğitimi milli eğitimdir. Bizim tekniğimiz, bizim çağdaş uygarlığımız ancak Türkiye'de gelişebilir. Araştırma ise Türkiye'de yapılacaktır. Türkiye'de uluslararası çapta bilim ve fikir okulları ortaya çıkmadıkça, Türkiye'de araştırma yapılmış olmaz. Türk öğrenciyle, Türk öğretmen, Türk araştırıcı birlikte, Türk ulusunun kalkınması, yükselmesi amacı peşinde yetişecektir. Her biri başka bir yabancı ülke okulunda okumuş, her biri başka bir yabancı dili kendi dilinden daha kolay kullanan, her biri dışarıdaki bir laboratuarın araştırmasını Türkiye'de sürdürme güçlüğünden yakınan kişilerin sayısını arttırmakla Türk Ulusu kalkınmış olur mu?
Önceleri, belli bir tekniği almak, belli bir dalı ge liştirmek için başlayan dışarı öğrenci gönderme, zamanla bir alışkanlık hâline geldi. Artık niye öğrencilerimizi dışarı gönderiyoruz bundan beklediğimiz nedir? diye kimse sormuyor. Bunun böyle olması gerektiği bir alt inanç, yabancı terimle bir "Doğma" olmuş. Her aile, yabancı bir kolejde okutmak istiyor çocuğunu, sonra da dışarıda. Her dalda okuyanlar var dışarıda, her çeşit okulda okuyanlar var. "Kalamazu College"den, "Fresno State College'den tutun da "Brookline Polytechnic'e kadar. Okunacak dallar nasıl seçilmiştir? Hepsi üstün nitelikte okullar mıdır? Çoğun- lukla Türk ulusundan çıkan, öğrenci başına yılda 5000 dolar (1973 fiyatı) fedakârlığı gerektiren bu okumalardan Türkiye'nin ne beklediği belli midir?
İkide bir işimize karışan batılılara gelince; önce bu batılıları tarihleriyle, ayıpları ve gerçek niyetleri ile iyi tanımamız gerekir. Onları gözümüzde büyütmemeli, zayıf taraflarını da iyi bilmeliyiz. Bize "İnsan Hakları" dersini kim veriyor? Almanların daha 50 yıl önce Musevilere, bugün Türklere yaptığına bakınız. İngilizlerin İrlanda'da yaptığını Türk hiçbir yerde yapmamıştır. Ya ABD? Amerika yerlilerinin uğradığı soykırım ve kültürel soykırım bugün dahi süregelmektedir. Ya kendini büyük vehmeden Fransa? Kendi içindeki ve Cezayir'deki Müslüman ahaliye yapmadığı kalmıyor. Böyle ülkelerden gelip de hükümet mensuplarımıza ders vermeye kalkanlar önünde özür diler tavırlar takınan hatta onların gözüne girmeye çalışan onuru eksik kişilere, artık bu milletin tahammülü kalmamıştır. Yakın gelecekteki onurlu yetkililerimiz batıdan gelenlere cevaben kibarca Batı Trakya'dan, Kerkük'ten, Bosna ve Çeçenistan'dan bahsedeceklerdir. O da yetmezse kendilerine gülümseyerek İrlanda, Cezayir, Seminol, Navaha gibi kavimler hakkında sorular yöneltilecektir. İçin için bize olan saygıları da artar. Çünkü insanoğlunun tabiatı böyledir.