Peygamber Efendimiz (asm) de Ebu Davud'da geçen bir hadiste,
“Dikkat edin, yakın da bazı insanlar, bize Kur’an yeter diyeceklerdir. Halbuki bana Kur’an'ın bir misli veya iki misli verilmiştir.”
buyurarak, Peygamberimiz olmadan Kur’an tam anlaşılmayacağını belirtmiştir.
İslam âlimlerinin Kur’an ve hadisten çıkardıkları hükümlere gelince bu konuda açık ve net olarak şu âyeti görüyoruz:
“…Eğer onlar (ihtilafa düştükleri konularda) peygambere ve aralarında dini yönden görüşlerine itimad edilen kimselere sormuş olsaydılar, içlerinden işin içyüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu bilirlerdi.” (Nisa, 4/83)
Dikkat edilirse âyette Hz. Peygamber (asm)'den sonra, görüş sahibi ve sahasında uzman kimselere de problemlerimizi iletmemiz isteniyor. İşte dört mezhebin olması bu âyetin bir açıklamasıdır.
Özetle söylemek gerekirse, İslamı iyi öğrenmek ve yaşamanın yolu, Kur’an, sünnet ve İslam alimlerinin bu iki kaynaktan istifade ederek çıkardıkları hükümlere uymaktır.