Yüzyıllardır, püriten bir insan yaratmak istediler. Kusursuz, hatasız, iç engeli olmayan, bir kültürün ürünü olan, sadece kabilesinin kurallarını papağanca tekrar eden bir insan. Oysa özgür insan, kendi içsel enerjilerini cesurca aktive eden kişidir. Kendi doğasını inkar etmez, süfli arzular denilen arzularını yok saymaz. Özgür insan, kendini özgürce çamura da batırabilen insandır. Böylece kendi deneyiminden kendi öğrenir. İster yükselir, ister düşer. Hiçbir dış yasa, insanın kendisiyle ne yapacağını sınırlandıramaz.
Bir akvaryumdu onlarınki; ev, iş, sanal dünya, beli de kafe… Onlar için güvende olmak keşfetmekten daha büyük anlam taşıyordu. Düzenli bir maaş, sabit bir ev rotası, gerçek duyguların ortaya çıkarılmadığı ikiyüzlü ilişkiler, ifade edilmemiş öfke ve alınganlıklar, içe gömülen büyük hayaller…
Bir insanın gösterişçi olmasının sebebi yalnızca aşağılık duygusu taşımasıdır çünkü kendini hayatın faydalı tarafında başkalarıyla rekabet edebilecek kadar güçlü hissetmez.