Kübra Nur Koç

Kübra Nur Koç
@Bookbird
Faşizmin insanı etkileme yöntemlerinden biri de onun gözlerinin tamamen ya da tama yakın bir şekilde kör olmasıdır. İnsan, ölümün onu beklediğine inanmaz. Mezarın kıyısında duranlarda iyimserliğin çok fazla olma­sı şaşırtıcıdır. Akıldışı, zaman zaman pis, zaman zaman da alçakça bir umut yüzünden bu umuda uygun düşen, acı­nası, zaman zaman da alçakça bir uysallık ortaya çıkmıştır. Varşova isyanı, Treblinka'daki isyan, Sobibor'daki is­yan, brenner'lerin küçük ayaklanmaları ve isyanları şid­detli umutsuzluktan çıkmıştır. Fakat elbette tam ve açık umutsuzluk, sadece isyan­ları ve direnişi değil, normal bir insanın tanımadığı öldü­rülme isteğini de doğurmuştur.
Sayfa 295
Reklam
Elbette direniş vardı, mertlik ve ölüm mahkumları­nın direnişi vardı, isyanlar vardı, insanların tanımadıkla­rı, bilmedikleri bir insanı kurtarmak için kendi yaşamla­rını ve ailelerinin yaşamını tehlikeye attıkları fedakarlıklar vardı. Yine de tartışılmaz boyutlarda bir kitlesel boyun eğme söz konusuydu. Bu kitlesel boyun eğmenin ortaya koyduğu nedir? İnsan doğasında ansızın beliren yeni bir özelliği mi orta­ ya koyar? Hayır, bu boyun eğme özelliği, insanları etki­lemiş olan yeni, korkunç bir gücü ortaya koyar. Totaliter sosyal sistemlerin aşın zorbalığı, bütün kıtalarda insan ruhunu felç etme gücünü göstermiştir.
Sayfa 294
Yirminci yüzyılın birinci yarısı, büyük bilimsel bu­luşların, devrimlerin, muazzam sosyal değişimlerin ve iki dünya savaşının olduğu bir dönem olarak geçecektir. Ancak yirminci yüzyılın birinci yarısı insanlık tarihi­ne Yahudi halkının çok büyük katmanlarının sosyal ku­ramlara ve ırk kuramlarına dayanarak toptan yok edildi­ği bir dönem olarak girecektir. Yaşadığımız dönem bu konuda anlaşılır bir alçakgönüllülükle susmaktadır. Boyun eğmek, insan tabiatının bu dönemde ortaya çıkan en şaşırtıcı özelliklerinden biri olmuştur. idam ye­rine uzanan çok uzun sıraların oluştuğu ve kurbanların sırayı bizzat düzene soktukları durumlar olmuştur. Sa­bahtan gecenin geç vaktine dek, uzun ve sıcak bir gün boyunca idamın beklendiği ve bunu bilen annelerin temkinli davranarak çocukları için yanlarına şişelerle su ve ekmek aldıkları durumlar olmuştur. Milyonlarca suç­suz insan, yakında tutuklanacağını hissederek çamaşırla­rını ve havlusunu paketleyip önceden hazır etmiş, yakın­larıyla önceden vedalaşmıştır. Milyonlar sadece inşa et­mekle kalmayıp aynı zamanda kendilerinin koruduğu çok büyük kamplarda yaşamıştır.
Sayfa 293
İnsanların topluca boğazlanmasında halkı saran da, öldürülen yaşlı adamlara, çocuklara, kadınlara duyulan kana susamış bir nefret değildir. Bu nedenle insanları toplu halde öldürme kampanyasını özel bir şekilde ha­zırlamak gerekir. Burada kendini koruma duygusu yet­ mez, burada halk arasında tiksinti ve nefret uyandırmak gereklidir.
Sayfa 292
Sofya Osipovna, artık yaşamla var olmak arasındaki farkı anladığını sanıyordu. Yaşam sona ermiş, durmuştu, kesintiye uğramıştı, varlık ise sürüyor, devam ediyordu. Bu var olma duygusu, zavallı, cılız bir duygu da olsa öl­dürülme düşüncesi insanın içini korkuyla dolduruyordu.
Sayfa 273
Reklam