Kübra Nur Koç

Kübra Nur Koç
@Bookbird
Savaşta bir insanın yaşadığı zamanın uzunluk ve kı­salık duygusunun bozulması daha karmaşık bir süreçtir. Burada iş daha uzaklara gider, kişisel, temel duygular bo­zulur, çirkinleşir. Savaşta saniyeler uzar, saatlerse büzü­şür, kısalır. Uzunluk duygusu yıldırım hızıyla geçen olay­larla, mermilerin ve uçaklardan atılan bombaların ıslı­ğıyla, silah atışlarıyla ve patlamalarla bağlantılıdır. Kısalık duygusu uzayıp giden olaylarla, sürülmüş bir tarlada ateş altında ilerlemekte, siperden sipere sürün­mekle orantılıdır. Göğüs göğüse çarpışma ise zamanın dışında seyreder. Burada toplanacak sayılarda da, top­lamda da belirsizlik ortaya çıkar, toplam da toplananlar da yanlış çıkar. Oysa burada toplananlar sonsuz bir çokluktur. Çarpışmanın süresiyle ilgili duygu o kadar derinden bozulmuştur ki, tam anlamıyla belirsizleşmiş, ne uzun­lukla, ne de kısalıkla ilgisi kalmıştır.
Sayfa 77
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Savaşa katılanların neredeyse tümden yitirdikleri bir duygu vardır. Bu duygu, zaman duygusudur.
Sayfa 76
Savaşın dönüm noktasında saldıran ve hedefine ulaş­mış görünen askerin bazen şaşkın şaşkın çevresine bak­ması ve hedefe doğru birlikte harekete geçtiği kişileri ar­tık gözünün görmemesi, her zaman tek, zayıf ve aptal saydığı düşmanın ise kalabalık ve dolayısıyla yenilmez olması gibi şaşırtıcı bir değişiklik olur. Bunu yaşayanlar için açık olan, dışardan tahmin etmeye ve anlamaya çalı­şanlara ise gizemli ve anlaşılmaz gelen bu dönüm nokta­sında bir algılama değişikliği olur: Cesur, akıllı "biz", kor­kak, zayıf "ben" oluverir, biricik av konusu olarak algıla­nan talihsiz düşman ise korkunç, tehlikeli, birlik içindeki "onlar"a dönüşür.
Sayfa 75
Yeryüzünde bundan yüz milyonlarca yıl önce zafer kazanmış olan yaşam, ilkel canavarların kaba ve korkunç yaşamı mezarlarından kurtulmuş, yine böğürüyor, önü­ne geleni ayaklarının altın'a alıp çiğneyerek uluyor, çev­resindeki her şeyi açgözlülükle ağzına atıyordu.
Sayfa 62
Gençliğindeki ve şimdiki hapislik yılları arasında asıl değişiklik bundaydı. Gençlik yıllarında dostlarının ve fikirdaşlarının her şeyi yakın ve anlaşılırdı onun için. Düşmanın her düşün­cesi, her görüşü yabancı ve anlamsızdı. Şimdi ise birden bir yabancının düşüncelerinde on­larca yıl önce kendisinin çok değer verdiği bir şey oldu­ğunu, dostlarının düşüncelerinde ve sözlerinde ise bazen hiç anlayamadığı yabancı bir şeyin bulunduğunu görü­yordu.
Sayfa 52