Savaşta bir insanın yaşadığı zamanın uzunluk ve kısalık duygusunun bozulması daha karmaşık bir süreçtir. Burada iş daha uzaklara gider, kişisel, temel duygular bozulur, çirkinleşir. Savaşta saniyeler uzar, saatlerse büzüşür, kısalır. Uzunluk duygusu yıldırım hızıyla geçen olaylarla, mermilerin ve uçaklardan atılan bombaların ıslığıyla, silah atışlarıyla ve patlamalarla bağlantılıdır.
Kısalık duygusu uzayıp giden olaylarla, sürülmüş bir tarlada ateş altında ilerlemekte, siperden sipere sürünmekle orantılıdır. Göğüs göğüse çarpışma ise zamanın dışında seyreder. Burada toplanacak sayılarda da, toplamda da belirsizlik ortaya çıkar, toplam da toplananlar da yanlış çıkar.
Oysa burada toplananlar sonsuz bir çokluktur.
Çarpışmanın süresiyle ilgili duygu o kadar derinden bozulmuştur ki, tam anlamıyla belirsizleşmiş, ne uzunlukla, ne de kısalıkla ilgisi kalmıştır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Savaşın dönüm noktasında saldıran ve hedefine ulaşmış görünen askerin bazen şaşkın şaşkın çevresine bakması ve hedefe doğru birlikte harekete geçtiği kişileri artık gözünün görmemesi, her zaman tek, zayıf ve aptal saydığı düşmanın ise kalabalık ve dolayısıyla yenilmez olması gibi şaşırtıcı bir değişiklik olur. Bunu yaşayanlar için açık olan, dışardan tahmin etmeye ve anlamaya çalışanlara ise gizemli ve anlaşılmaz gelen bu dönüm noktasında bir algılama değişikliği olur: Cesur, akıllı "biz", korkak, zayıf "ben" oluverir, biricik av konusu olarak algılanan talihsiz düşman ise korkunç, tehlikeli, birlik içindeki "onlar"a dönüşür.
Yeryüzünde bundan yüz milyonlarca yıl önce zafer kazanmış olan yaşam, ilkel canavarların kaba ve korkunç yaşamı mezarlarından kurtulmuş, yine böğürüyor, önüne geleni ayaklarının altın'a alıp çiğneyerek uluyor, çevresindeki her şeyi açgözlülükle ağzına atıyordu.
Gençliğindeki ve şimdiki hapislik yılları arasında asıl değişiklik bundaydı.
Gençlik yıllarında dostlarının ve fikirdaşlarının her şeyi yakın ve anlaşılırdı onun için. Düşmanın her düşüncesi, her görüşü yabancı ve anlamsızdı.
Şimdi ise birden bir yabancının düşüncelerinde onlarca yıl önce kendisinin çok değer verdiği bir şey olduğunu, dostlarının düşüncelerinde ve sözlerinde ise bazen hiç anlayamadığı yabancı bir şeyin bulunduğunu görüyordu.