Kitap Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e 1954-1959 yılları arasında, en son mektubu 1977de, gönderdiği mektuplardan oluşuyor.
Kitabın basımı ise Ahmed Arif öldükten sonra Leyla Erbil'in basım için uzun çabalar sonunda ikna edilmesiyle oluyor. Sonuçta bu mektuplar özel (aşk) mektuplarıdır ve Ahmed Arif'in ailesinin rahatsız olmasını istemez. Kitapta sadece Ahmed Arif'in mektupları bulunuyor çünkü Leyla Erbil'in mektuplarına Ahmed Arif'in arşivinde ulaşılamıyor.
Mektuplardan Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e duyduğu -tek taraflı- aşkın yoğunluğunu, dönemindeki siyasi anlaşmazlıklarını , sürgün hayatını, şiirine uygulanan sansürleri rahatlıkla görebildim.
Ahmed Arif severler için kesinlikle okunması gereken bir kitap bence.
Ne yazmam gerektiği ve nasıl yazmam gerektiği hakkında hiçbir fikrim yok.
Belki sadece bir kaç kişinin bu eşsiz eseri okumasına katkım olur diye yazamaya çalışacağım. (pek beceremesem de)
Ahmet Arif'in Leyla hanıma 1954 yılından 1959 yılına kadar yazdığı mektupların derlenmesidir. En güzel yanı yorumsuz oluşu.
Böyle bir aşk böyle bir sevgi... Fakat Leyla hanımın hiç mi sevmedi Ahmed'i. Bu kadar sevgi dolu mektubu Mehmed bey nasıl karşıladı. Çok merak ettim.
Hayatımda hiç mektup yazmamış ve mektup almamış birisi olarak çok özendim doğrusu.
Yazıldığı dönem hakkında bilgiler de vermektedir.
Ahmed beyin Leyla hanıma hediye kahve göndermesi ne hoş bir incelik. Her fincanda kırk yıl hatırının olduğunu düşünürsek. Bu amaçla göndermiş olabilir.
Ve o nasıl bir düşünce o nasıl bir sevmek...İnsan hayret etmeden geçemiyor.
Aşkına karşılık alamamış ve sevmekten vazgeçmemiş yüce bir adam durdu karşımda.
Bir filmi ikince kez izlemeyi bir kitabı ikinci kez hiç okumaktan çok zevk almam ama eminim ilerde tekrar okuyacağım bir kitap.
Gereksiz uzatmış damdan kapıdan yazmış olabilirim. Mazur görün k etkisinden çıkamadım.
Ve son olarak 1977'deki son mektubu okumamak isterdim...
Bu kitabı birkaç kelimeyle özetlemek gerekse benim tanımım bu olurdu. Aslında hakkında konuşulacak o kadar çok husus var ki, her biri için sayfalarca yazı yazılabilir. Ancak beni etkileyen salt öge
Ah ulan Leyla... Taş olsa çatlardı. Her bir cümlesi tepeden tırnağa aşk bu adamın, nasıl elinin tersiyle itersin. Öldüm yaaa. Her satırına her cümlesine bittim burda.
Kulun, kölenim diyor cevap yok.
"Öyle seviyorum ki üstüne yar sevemem.
Öyle seviyorum ki senden gayrı hiçbir neni hiçbir kavram olamaz, tutamaz beni.
Seni bugüne dek sevdiğim, iş-dert edindiğim, hiçbir kimseye, hiçbir düşünceye benzetemem.
Sen,, senden gayri hiçbir nenle ölçemem, mukayese edemem ve sana yalan söyleyemem."
Daha napsaydı be...