Her bir insan kendi yorumu ile HAKİKATİ ifade ettiğini kabul ve iddia eder. Asıl gerçek ve mutlak hakimiyet Allah'a aittir. Hakikat... Uğruna yıllar, nefesler harcanır, gidilip gidilip bitirilemeyen yollara düşülür, sanki Kaf Dağına ulaşılması gerektiği gibi.
Allah’ın dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz. Şüphesiz, Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (İnsan, 76/30).
Eğer bu insanlar, Allah’ın kendi hayal alemlerine yerleştirdiği yeni kavramları idrak ettikleri zaman, bunun Allah’tan olduğunu düşünseler ve buna şükretseler, kendileri için ne kadar hayırlı bir şey olurdu. İçeri doğru iniş daima alttan sınırlı olacak ve görülemeyen kısımlar kalacaktır. Bu alt sınır hiçbir zaman fiziksel olarak tüketilemeyecektir. Bu zahiri alemin yapısının, gerçek ve mutlak hakikati ifade edememesinin bir sonucudur.