Yabancı neşeli bir ifadeyle söz vermiş, yemin etmişti ama hem sözler hem de yeminler unutulacaktı. Bu kaypak dünyada, tutulamayan sözlerden başka hiçbir şey baki kalmazdı.
Bir gün her şeyi yağmalayıp başkalarını öldürmek, ertesi gün âlem yapmak ve bir sonraki gün derin düşüncelere dalmış bir filozof, taşralı bir şair ve koltuk imalatçılarıymış gibi dinlenmek mümkün olabilir miydi? İnsanoğlunun gelgitleri göz önüne alındığında bu durum pek de imkânsız değildi.