Devran - Selahattin Demirtaş
Toz duman kenarlardan, taşradan ve kuytulardan, memleketten yoksulluk halleri. Utananlar, üzülenler, âşıklar, yevmiyeciler, küçük kasabalar, hazin ve uzakta kalan hayatlar.
Devran, inatçı neşesiyle geçip giden zamanın çarpıklığını anlatıyor. Umut umut, cümle cümle… Evvela mahsus selam ediyor doğan güne.
Selahattin Demirtaş, yaralıların, umarsızların, kalbi hızla çarpanların hikâyecisi. Sofrasında konuk ağırlayan, durup durup konuşan…
Doksanların başı, ziraat fakültesini yeni bitirmişim, iş güç yok henüz. Günün çoğunu evde iş projeleri ve gelecek planlarıyla geçiriyorum. Dile kolay, her gün elli tane iş kuruyorum kafamda. Hemen para kazanmaya başlamam lazım diyorum. Acayip zengin olasım gelmiş, yerimde duramıyorum. Fakirlik içinde büyümüşüz, fakir fakir okuyup üniversiteyi de bitirmişiz. Ama her şeyin bir sonu olduğuna göre fakirliğin de bir sonu var değil mi?
Mantık, kuşkusuz iyi şeydir,ama olup olacağı bir mantıktır ve insanın düşünme dereksinmesini gidermekten öteye geçemez; oysa istek yaşamın ta kendisidir, hem de en basit bir davranıştan yüce mantığa kadar. Gerçi istediğin eline kalmış bir yaşam çoğu zaman deli zırvasından başka birşey değildir, ama unutmayalım, gene de yaşamdır, kare kökü almak değil.
Bizim mahallenin insanları da arabaları da bellidir. Birbirine benzerler. Hepsi yorgundur, emektardır, fakirlik kokarlar, boyaları dökülmüştür, saçları sakalları dağınıktır, eski modeldirler, iki elle tutarlar direksiyonu, direksiyon ekmek kapısıdır.
s.37 Dipnot Yayınları
ataç ikonSeher
8.9 (29 oy)
Evet özgürlüğü olmayanın anlamı 'da olmaz, "anlamı" olmayanın mutluluğu da olmaz Bedo. İnciyi seveceksen bir gerdanda sallanan kolyede değil, denizin en dibindeki istiridyenin içinde seveceksin
Karınca kolonisinin muazzam işbirliğine dayalı azimli çabaları yaşama sevinci eriyor insana
Kesintisiz bir mücadeleyi coşkulu bir tempoda yürüyorlar...