Yönetmen: Marjane Satrapi & Vincent Paronnaud
IMDb: 8.0/10
Persepolis, hiçbir halkın var olan kuralların değişmeyeceğini ve kendi ilkelerinin mutlak doğruluğunu varsayamayacağını güçlü biçimde gösterir. Film, dönüşen siyasal olayların; özelde ulusal, genelde ise uluslararası çıkarların zamanla bir diktatörlüğe evrilebileceğini ve siyasal İslam’la birlikte radikalleşmenin yavaş yavaş tüm toplumsal kesimleri etkileyebileceğini ortaya koyar.
Filmde başroldeki Marjane, yeniden şekillenen dünya düzenini önce ailesinde ve eğitim hayatında, ardından toplum ile hükümet arasındaki çelişkilerde fark eder. Bu yüzleşme, hayal dünyasında değil, doğrudan reel yaşamda gerçekleşir. Avrupa’ya gidişiyle birlikte Batı’nın soğuk, kasvetli ve samimiyetsiz sosyal yapısının ona yetmediğini; kültürel yabancılaşmayı ve yanlış bir aşk ilişkisinin yarattığı hayal kırıklığını kendi deneyimleriyle görür. Bu deneyim, onu derin bir depresyona sürükler.
Yaşadığı kırılmalar sonucunda köklerine, yani İran’a dönme kararı alır. Ancak sessiz bir bekleyişin ardından hem Avrupa’ya hem de ülkesine yabancılaştığını fark eder. İran’da dönüşen toplumsal yapı artık onun özel hayatını da kuşatır; sosyal baskılar ve dayatmalar sonucunda istemediği bir evliliğe sürüklenir.
Marjane’nin ilk yarası, komünizm ile Şah Pehlevi dönemi arasındaki çatışmalardır; ikinci yarası ise Avrupa’nın yozlaşmış ve ruhsuz yapısıdır. Film, bu iki dünya arasında sıkışmış bir bireyin kimlik ve aidiyet arayışını çarpıcı bir dille anlatır.