Burak Can Güçlü

Burak Can Güçlü
@Brkcngclu
Herkese ve Her Şeye
6 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
Bazan
Bazan; Emek vermek yetmez Çabalamakla da olmaz Ne kadar istersen iste Bazan hiçbir şey olmaz Olan; Zamana Emeğe Hayallere Ve Sana Olur, geriye ne kaldıysa tabi. Süslü lafların ütopyası değil, gerçeklerin distopyası burası. Üç kişinin başardığını üçbin kere dile getirdiği bir fenomenya. Hepsi reklam, severek kim mutlu olmuş? Madem olmuşlar, neden bu aşk şiirleri, romanları, film, dizi ve şarkıları? Söyleyin bana ? Romeo, Ferhat, Kerem, Mecnun ve Juliet, Şirin, Aslı, Leyla neden öldüler? Madem sevenler mutlu, onlar sevmedi mi? Onlar sevdiyse, şimdikler de sevgi mi? Kimi parasına aşık oldu, kimi şöhretine, kimisi fiziğine, kimisi şehvetine. Leyla çok mu güzel bir kadındı da hikayesini duyduk hepimiz? Ruha aşık olan kalmadı ne yazık ki... Ben bu çağın çocuğu değilim...
İnsan ve Toplum
Görünmez İnce Teller
"İnsan, yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, her birinin gönlümüzden kopup ayrılması, bir ayrı sızı uyandırırmış."
Sayfa 154
Alıntı
Çocuksu
"Sevdiğin insanlara karşı zor olmamak için o kadar basiyleşiyorsun ki sana değer vermeye bile gerek duymuyorlar." - Ya da güvenmeye... Sevmeye zaten hiç gerek yok. Çünkü bir çocuksun onun gözünde. Bütün dünyaya buz gibi soğukken, sadece ona ısınan bu yüreğin, onun nezdinde "çocuksu" olarak adlandırılmış ve "biraz büyü" diye de not düşülmüş. Zor olanların gayet tabi olarak adamdan sayıldığı bir yürekte, senin basitliğinin hiçbir lüzumu kalmamış. Bırak olgunluk ve adamlık (ona karşı) zorlara ithaf edilsin. Elbet bizim basitliğmizin de bir lüzumu olacağı ve çocuksuluğmuzun kadre bineceği zaman gelir. Varsın, en mutlu zamanlar onun olsun. Ben; kendi yalnızlığım, çocuksuluğum ve dahi basitliğimle yaşarım. Her gece kaybetme korkusuyla esneyen bu yüreğimi en azından yalnızlığımla örterim artık...
Duygu ve Düşünce
Sevginin Vehmi
Sevmeye cesaret edemiyoruz ama daha da vahimi, sevilmekten çok korkuyoruz. Sanki geçmişte yaşadığımız kötü anların intikamını almak istercesine içimizden haykıran(bir zamanlar cenneti andıran kalbimiz) hiciv dolu duygular, bizi sevmek isteyen insandan acısını çıkartmaya itiyor. Ona bakmaya, sesini duymaya dahi tahammül edemiyoruz. Adeta geçmişimizi karşımızda görüyor, yaşanılma imkanı varken elimizden kayıp giden o anları(ki hepsi birer anılar ve hayaller mezarlığı artık) onun gözlerinin içinde görüyoruz. Dayanılmaz bir acı, nefret ve kin duyuyor insan. Tam olarak niçin sinirlendirdiğimizi kestiremeden hemencecik uzaklaşıp gitmek istiyoruz oradan.(Kadere mi küsüz yoksa kaderimizdekilere mi kırgın?) Sevgi uğruna en meşaketli yeislerin bile(kim bilir kaç hicrana tekabül eder gecelerim?) üstesinden gelmişken, şimdi neden tertemiz hülyalarımızdan bile vehmeder olduk?
Edebiyat
Hiciv
"Bu yeis dolu azap içinde büyüyen hülyalarımın cihan harbiyesinden muvaffakiyet dolu bir istikbale tezahürünün ancak ve ancak vehmimde gizlediğim vechinin sarih bir hâl alması merbutiyetiyle, şahsına münhasır gözlerimin gözlerinde ahkâm edilebilmesiyle mazhar olunacaktır"
Şiir