İnsanın önünde daima seçenekler olur ve her bir seçim diğer seçenekten vazgeçme anlamına gelir. Ve bazen aklımız vazgeçtiğimiz seçenekte kalır. Acaba diğer yolu tercih etseydim nasıl olurdu? Daha mı mutlu olurdum? Söylemek istediğim şeyleri gizlemek yerine söyleseydim acaba her şey daha farklı olur muydu? gibi sorular meşgul eder zihnimizi.
Benim zihnim bu sorularla fazlasıyla meşgulken ileride inşallah cennete girebilirsem Allah’tan şöyle bir isteğim olacak: Tercih etmeyip vazgeçtiğim seçenekleri tercih etseydim, söylemek istediğim şeyleri açıkça dile getirseydim, korkmayıp bazı şeylerden vazgeçebilseydim acaba hayatımda nasıl değişiklikler olacaktı, beni neler bekleyecekti, hayatım hangi yöne doğru evrilecekti? bunları görüp öğrenmek istiyorum.
Kahve Soğumadan Önce isimli kitap bana kısmen de olsa bu hayalimi hatırlattı.
Bir kafe düşünün, o kafede geçmişe dönme şansınız var. Geçmişi düşünüp keşke dediğiniz ne varsa onu düzeltme şansınız var. O halde kiminle buluşmak isterdiniz?
Daha kitabın ilk sayfalarında bu soruyla karşılaşıyorsunuz ve kitabı kapatıp kiminle bulaşmak istediğinizi ve neyi değiştirmek istediğinizi düşünüyorsunuz. Keşke diyorsunuz keşke onunla bir daha görüşsem ve değiştirsem…
Heyecanla kitabı okumaya başlayınca bu buluşmanın çok da kolay olmayacağını ve birtakım kurallara bağlı olduğunu görüyorsunuz.
•Buluşmak istediğiniz kişi daha önceden o kafeye gelmiş olacak,
•Geçmişe döndüğünüzde ne kadar denerseniz deneyin, şimdiki zamanı değiştiremeyeceksiniz,
•En önemlisi de fincanınıza doldurulan kahve soğumadan kahveyi içmek zorundasınız.
Eğer soğursa başınıza çok kötü bir şey gelecek.
Bu kurallardan oluşan bir geçmişe dönüş romanı.
E şimdiki zaman değişmeyecekse ne önemi var geçmişe gitmenin? diyebilirsin. Bir okuyun bakalım. Belki geçmiş değişmez ama