“Marangozluğa, demirciliğe yeteneği olan da ona göre okur. Prenses Margaret’in oğlu; yani Lord Snowdon iyi marangozdur, mobilyacıdır. Ama onun da bir eksiği var! Bir karşılaştığımızda kendisine, “Sizin grubun piri kimdir?” diye sormuştum. Bilemedi! Kim olduğunu sana söyleyeyim. Çok açık ki II. Abdülhamid Han, emperyal marangozların en büyüğü en kabiliyetlisidir. Padişah olmasa, piyasada marangozluk işi tutsa milyarder olurdu. Avrupa çapında mobilya çıkarırdı. Yaptığı işler ortadadır fakat kimsenin haberi yok. Müzeye, saraya bir iki masasını koyarlar ama kimse gidip de Şeyhülislamlık’taki, yani İstanbul Müftülüğü’ndeki Şeriye Sicili arşivlerinde bulunan raflarına bakmaz. II. Abdülhamid, abartmıyorum marangozluk alanında bir dehadır. 16’ncı asırdan kalma evrakın hem hava almasını hem de bozulup kurtlanmamasını temin eden enteresan dolaplar ihmal etmiştir. Nasıl bir perde çekmiş, kavelaları nasıl yerleştirmiş! Tam bir marangozluk dehası…”
-İlber Ortaylı
“İyi şehir; bir kütüphanede iyi bir kütüphanecilik hizmetiyle çalışıldıktan sonra iyi bir salonda, iyi tiyatro oyunları seyredebildiğin ve temsilin ardından güzel bir kafeye gidip sohbet edebileceğin şehirdir. Bu özellik gelişmişse, diğerleri de ona göre gelişmiştir.”
-İlber Ortaylı
“Hareket etmekten korkmayın. Kendinizi geliştirmek istiyorsanız farklı yerlere bakacaksınız; farklı gruplara girip çıkacaksınız. Kendinizi farklı sınavlara tabi tutulacaksınız.” -İlber Ortaylı