Kırgınların, yaralıların, gidecek yeri, atacak adımı kalmamışların, vurulmuş da ortada kalmışların, ölmüş de cenazesi unutulmuşların grubundayım; yolunu şaşırmışların, kendisini karanlık ormanların ortasında bulmuşların. Dilese de oluvermemişlerden, ruhu defalarca yanan, derisi diri diri soyulan, her defasında bir daha yansın diye bir daha yenilenlerindenim. “Hiç yara almam,” sanırken aldığım yaralardan tanınırım belki. Yürümeye mecali kalmamış da iki koluna girip sürüklenen hastalar kafilesine kaydedilmiş olmalı adım.
Sonlu bir aşk, sonsuz zenginlik olan, acının karanlık membalarında yıkanan ve mükemmelliği bulmak için farklı varlıklardan geçen ama bu hayal kırıklığının içinde yeni bir tohum vardı, onu çevreleyen her şeye karşı buruk bir nefret ve henüz nasıl bir yol bulacağını bilmeyen intikam duygusu.