Nasıl da çoksun bende,
Şuram diye elimi koyduğum yerim benim.
Gülerken dudağının aldığı hale yüzmeyi seviyorum
Gözlerinin daldığı anı avuçlayasım geliyor zamana karşı çıkıp.
Yüzün de yüzümün alışkanlığı.
Yüzün de tüm umut
Can içi, candan içim
Gözlerini gözlerimin aynasına getir
Sen kalbimin hizası,
Sen kalbimin gereğisin.
Sen benim tutkum, bağlılığım, inancım, gövdem, evim, sokağım, odam, yastığım. Sen benim başlangıcımsın. İyi ve güzel olarak bilinen tümlüğün içisin. Dünya benim için sen nefes aldığın için dönüyor. Kuşlar güzelliğinin vuslatından göç ediyor. O güzel anneler o uzun geceler boyunca ördüğü her nakışı senin güzelliğinden imreniyor. Bütün yollar sana varmak için yapılıyor ve tüm ağaçlar benim gözümde senin güzelliğine açıyor . Ben ki sevdiğim , bütün doğallığımla ve sadeliğimle sırılsıklamım sana.
“Seni sevmek;
Yüreğimde çalan şarkıdır.”
Bugün gülümsedi harfler. Bugün gülümsedi kelimeler. Çiçeklerin senin adının harflerinden oluştuğunu bugün öğrendi kalp. Dünyanın daha güzel bir yer olduğunu , senin o güzel dünyadan daha güzel olduğunu kavradı akıl. Tutuldu dil. Dualar bağlandı, sesinin kıvrımına. Şarkılar içilir senin biricikliğinin anlamına. Sen sebep, sen tutku, sen inanç, sen su. Köpük köpük deniz gibi olur kalp, gözünün sahiline değdiği vakit. Sensin içi ellerimin. Avuçlarımın " daha çok gülsün " diye rıza istediği sensin. Sevgim bahçeler açıyor sana. Dilim çiçeklerle donanıyor adınla. Bugün, yarın, daima !