"Çam da bizim kozalak da beyim!"
"Gözün çamdaysa evvel kozalak olacaksın!" Diye devam etti...
Mustafa Kemal mesajı almıştı. Ezra Bey'in bahsettiği, kendisini karşıya geçirecek kişi bu adam olmalıydı...
Kardinal Galimberti, pencerenin geniş mermer pervazina konan bir güvercine bakarak, "Ancak yeni bir haber daha var kutsal babamız" dedi.
"Nedir?" diyerek döndü Julius. Ölgün güneş, kızarmış yüzündeki çizgileri silip onu gençleştirdi sanki.
"Selim, on dört yaşındaki oğlu için Bolu sancak beyliğini istemiş ve kabul edilmiş. Bu payitahta uzanan yolda Selim için önemli bir mevki. Bayezit, bazı şeyleri kabullenmeye başladi de mektir bu. "
"Büyük ağbi Ahmet ne diyor bu işe?"
"Öğrendiğimiz kadarıyla öfkesinden deliye dönmüş. Bu durum Selim'le arasında yeni bir soruna sebep olacak demektir"
"Ahmet'in bu konuda harekete geçmesi için yardımcı olmalıyız. Kardeşi Korkut dahi bizim için Selim'den iyi bir adaydır. Sorun şu ki onun da erkek evladı olmaması, tüm itibarına rağmen sultan olmasına engel teşkil edebilir. Ama bizim için önemli olan şu Selim tehlikesinin bertaraf edilmesi."
...
Oturduğu sandalyeden ayağa kalkıp, nedenini bilmediği halde, etrafını çeviren kişilerin yüzüne tek tek baktı. Hilal şeklinde oturan bu adamların hepsini tanıdığını ilk kez anladı: Kara Kuvvetleri Komutanlığ'ndan emekli Orgeneral Fuat Kor, Mit Başkanı Hamza Sert, Feyyaz Tank, Arthur Aleksandır'ın şikayetci olduğu Romen Papaz Silvia. Pakistan İstihbarat Dairesi Başkanı Muzaffer Salih, Türk Mukavemet Teşkilatı kurucularından Emekli Albay Eşref Kan, Gümrükler Genel Müdür Yardımcısı Fikret Bostan...