“Konuşan her insanda ideoloji, gramer, mantık ve fesahat fikirleri vardır.Eylemde bulunan her insanın özel ahlak ve toplumsal ahlak konusunda kendi ilkeleri vardır. Sadece yaşıyor olsa bile her insanın kendine ait fizik ve hesap mefhumları vardır,sırf hemcinsleriyle yaşadığı için bile küçül bir tarihsel olgular koleksiyonu ve kendine özgü bir yargılama tarzı vardır”.
Uyumlandırmanın olduğu, zihnin başka bir zihne bağlandığı yerde zekâ olmaz. Her bireyin eylemde bulunduğu, ne yaptığını anlattığı ve eylemin gerçekliğini doğrulama olanaklarını sunduğu yerde zekâ olur.
Oysa bir insanı özgürleştirmek isteyen kişinin ona bilginler gibi değil herhangi bir insan gibi soru sorması gerekir, yani öğretmek için değil öğrenmek için.