Okuyanlar bilir Matt Haig’in tarzı insanı garip bir şekilde yatıştırıyor, gündelik yaşamın telaşından biraz olsun uzaklaşmanıza yardımcı oluyor. İlk olarak Gece Yarısı Kütüphanesi’ni okuduğum zaman zihnim sadece kitapla bütünleşti ve tek solukta bitirdim. Sonrasında diğer kitaplarında da aynı şeyi yaşadım. Hayat İmkansız da farklı değil. Sadece diğer kitaplarda hayal ürünü olaylar ya da şeyler daha olağan ve neredeyse kabul edilebilir bir şekilde içeriğe yedirilmişti. Hayat İmkansız’da ise daha bariz bir bilim kurgu çizgisi var. Yine de kitabın ilk bölümünden itibaren sonunu iple çekiyorsunuz ve tek solukta bitirmek için tüm işlerinizi erteliyorsunuz. Kitabın içeriğine değinmeyeceğim çünkü Matt Haig’in kitaplarına kör başladığınız zaman karaktere tümüyle bürünüyor ve yaşamaya başlıyorsunuz bence. Diğer kitaplarında da olduğu gibi bunda da kitabı kapatıp bir süre üzerine düşündürecek cümleler ve kelimeler fazlasıyla yer alıyor. Zaten konuya ve kitaba çeken en önemli unsurlar bu cümleler ve kelimeler oluyor. Hayatın içinden özenle seçilmiş ve hazırlanmış sorular. Kendinizi, yaşamınızı ve hayatı uzun zamandır sorgulamadıysanız, nerde olduğunuzu unuttuysanız hatırlamak için güzel bir yöntem Matt Haig. Hayat İmkansız da bu hayatta var olmuş amacınızı, nasıl bir yaşam sürdüğünüzü, nere olduğunuzu ne için olduğunuzu kendinize sormak için güzel bir kitap.
İyi okumalar…