Nefsin lâyıkıyla tezkiye edilebilmesi için sohbet, riyâzat, mücahede ve zikir gibi mânevi terbiye metotlarına ihtiyaç vardır. İman cevherinin merkezi kalp olduğu gibi, zikir cevherinin merkezi de yine kalptir. Zikir, dilden kalbe indiği zaman hakiki kulluk başlar; nefs engelini aşma yoluna girilmiş olur. Zikre devam neticesinde zikrin hakikati, zâkirin bütün ahvaline hakim olur. Kalpte, Cenabı Hak'tan başka her şey silinir. Kul, Rabbi ile beraber olur. İhsân duygusuna kavuşur. Kulluk ve ibadete, Rabbini görür gibi devam eder..