BURAK EMRE

Miryakefalon
Haçlılar Suriye'yi istila ettikten sonra, Bizans onların yardımı ile Türklüğü Antadolu'dan atmak gaayesini daima güttü. Lakin muvaffak olamadl. Nihayet Kayser Manuelo Komninos, 1176 da İkinci Kılıç Arslan'a harb açarak bu maksadını kuvvedden fiile çıkarmaya te'şebbüs etti. Çivrll yanında Düzbel'de cereyan eden meydan muharebesini İkinci Kılıç Arslan kazandı. Rumların Miryakefalon meydan muharebesi diye yad ettikleri bu harbi müverrihler Türklerin Anadolu'da' kat'i olarak kalmasının esaslı bir tarihi telakki ederler.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Haçlı Seferleri'nin müddeası, lsa'nın doğduğu ve haça takıldığı yeri müslümanların elinden kurtarmaktı, Bu müddea Papa'lar tarafından ortaya atılmış ve Katolik kilisesi'nin bütün teşkilatı tarafından tahrik edilmişti.
Malazgirt Meydan Muharebesi
O sırada Bizanslılar hükümdarlık tacım, imparatorluğun en tecrübeli bir cenerali, en muzafer bir serdan olan Diogene Romanos'a giydirdiler. Diogene Romanos, 1071 de, İmparatorluğun himayesinde bulunan Ermenistan Kırallığı'm korumak ve Selçuk Türklerini Anadolu serhadlerinden kat'i bir darbe ile atmak için büyük bir ordu ile İstanbul'dan Van'a doğru hareket etti. Bizans ordusunda her zaman olduğu gibi, İmparatorluğun her ırktan ve her cinsten bir­çok askeri kıt'alan vardı. Ordunun esaslı bir kısmını ise Rumeli'den gelmiş olan Peçenek ve Oğuz Türkleri teşkil ediyorlardı. Meydan muharebesini tasvir etmiş olan Ermeni ve Rum müverrihleri, müttefikan derler ki: "Oğuzlar ve Peçenekler, karşılarımda kendi dillerini konuşan ve kendi soylarından olan Alp Arslan'ın Türkmenler ini görünce onlarla anlaştılar ve derhal onlann tarafına geçtiler muharebe kayboldu, lmparator yaralandi ve Alp Arslan'a esir düştü.
Malazgirt Meydan Muharebesi, Rum Selçuk Devleti'nin kurulmasına sebep olan vak'a olmadan ibaret değildir, tesiri itibariyle vatanın temeli muzafferiyettir. Bu itibarla bizce kudsiyyetinin hududu olmayan bir hadisedir.
Kaza ve kaderin esrarlı bir hükmü, Türklüğü Bizans'ın verasetine asırlarca sevketmiştir. 1453 Mayısının Yirmidokuzuncu Salı sabahı yerine gelmiş olan kaderin hükmü, tarihte, acaba kendini ne kadar evvel hissettirmiştir?