Ya insanlarin gönlünü hoş tutmalı ya da onlar yok etmelidir; çünkü insanlar uğradıkları küçük zararların öcünü alrlar, ama büyük zararların öcünü alamazlar; bu yüzden insana verilecek zarar, intikam korkusu yaratmayacak biçimde olmalıdır.
Hukuksuzluk söz konusu olduğunda, yurt içinde aslan kesilen entelektüellerimizin, Avrupa’da süt dökmüş kedi yavrusu olmalarını nasıl izah edeceğiz? Sanki Avrupa’nın insan hakları karnesi iyiymiş hibi, “sürekli batıya bakmaktan boynu tutulmuş” bizim entelektüellerin bu Avrupaperestliğini ne yapacağız?