“ Bana dünyanın hakikaten suratına tükürülmeye bile değmez olduğunu ve bu dünya da suratına tükürülmeyecek bir tek, ama bir tek insan bile bulunmadığını sağlam bir şekilde ispat ettin. Böyle biri mevcut olsa o sen olurdun ve şimdi buraya gelinceye kadar içimde bir şüphe vardı. Şu kainatta bir de iyi taraf vardır, fakat görmek bize nasip olmuyor, diyor ve seni düşünüyordum. Beni boş hayallerle avunmaktan, yaptığıma pişman olmaktan kurtardın. Ben kendimi, adam tanır bir şey zannederdim. Senin suratına bakınca melanet dolu ruhunu göreceğime yüreği çarpan bir insan görüyordum…”
‘ Macide kendisini her an düşünen, sadece aşk ve istek değil,bunlar derecesinde de hürmet telkin eden,sadece bir küçük kardeş, yaramaz bir çocuk değil, aynı zamanda bir ağabey, bir destek olan bir insanın yakınlığını daima arıyordu.’