Buse sarıtiken

Buse sarıtiken
@Buse_srtkn
İngiliz dili ve edebiyatı
165 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
İnsan halledemediği zaafına aşık olur.
Perdesi Sessizce Kapanan Bir Oyun Hani Sezen Aksu diyor ya "Sen de benim kadar gerçekleri biliyorsun beraber olamayız" İşte tam olarak oydu yaşadığım Ben hiç başlamayan bir oyunun sonunu yazmaya kalktım Sadece bir çift mavi göz yüzünden Ve kendime acımadan bu oyunun bütün perdelerini tek tek indirdim Oyun bitti Ne seyirci vardı, ne sahne ışığı Sadece ben ve içimde yankılanan sahipsiz bir alkış sesi Ama bilmeni isterim O alkış senin zannettiğin gibi sahte bir gösterinin yankısı değildi O alkış kalbimle aklım arasında verdiğim sessiz bir savaşın sonuydu Ve ben seni seçtiğim her an kendimden biraz daha uzaklaştım Sen sadece sesini duydun o alkışın Kalbimin nasıl paramparça olduğunu hiç görmek istemedin Ben senin için yandım sen ise sadece ışıltısına baktın bu yangının Ama artık bu sahnede tek başımayım Ve biliyorum Bazen en büyük cesaret sahneden alkış almadan inmektir B.S.
Kendime mi küstüm kalemime küstüm bilemiyorum,gururumu hiçe sayıp özürde dileyemiyorum,ki en iyi ruh yoldaşlarımı kaybetmek üzereyim. İçimde birikenler suskunluğumda yaşıyor. Ne zaman dilimden bir kaç cümle dökülecek olsun sustuklarımın çığlığı yankılanıyor sözlerimde. Bir yanım aç kalbinin kapılarını ardına kadar diyor diğer yanım hâlâ kilit vuruyor hatırladıkça. Sanki affedilmekten çok anlaşılmaya ihtiyacım var. Ama anlatamıyorum çünkü önce kendimin anlaması lazım içimdekileri. Kalemim bile kırgın bana satır aralarında susuyor ve ben ne kalemime kulak verebiliyorum ne de içimde susan kendime . Belki de bu içimde yankılanan son cümle olacak. B.S.
Ahmet Ümit’in söylediği gibi, “Aşk köpekliktir.” Bu cümleyi ilk duyduğumuzda tepki gösteririz çoğumuz. Kulak tırmalar, kalbe dokunur. Aşk gibi saf, yüce ve özel olduğunu sandığımız bir duygunun, böylesine aşağılayıcı bir ifadeyle anılması bizi rahatsız eder. Ama belki de haklıdır yazar. Belki de aşk, insanı en zayıf, en savunmasız, en bağımlı haline getirdiği içindir bu benzetme. Aslında öfkemiz, bu sözün içinde saklı olan aynaya yöneliktir. Aşk dediğimiz şey, sadece sevgi ya da mutluluk değildir. Onunla birlikte, bastırdığımız duygular da yüzeye çıkar; korkularımız, kırgınlıklarımız, eksikliklerimiz. Aşk, bizi çıplak bırakır. Korunaksız Ve belki de bu yüzden saldırganlaşırız, kabuklarımızı kalınlaştırırız. Aşkın ne olduğuna bile tam olarak emin değilim. Duygu mu, yoksa sadece bir ruh hali mi? Belki bir tür yanılgı, belki de en derin gerçekle yüzleşme biçimi. Bildiğim tek şey var.Aşk bir kayık gibidir. Ya o engin, mavi sularda usulca süzülürsün ya da ansızın alabora olup batarsın. Her iki ihtimal de mümkün, her ikisi de gerçek. Ama ben ne süzülüp gitmek istiyorum, ne de batmayı göze alabiliyorum. Ben deniz olmayı seçiyorum. Kendi içinde dalgalanan, kabaran, ama hep orada kalan.Ne bir başkasına tutunmaya muhtaç, ne de bir kayığa sığınmaya istekli. Çünkü aşk geçer, ama deniz kalır. Ve belki de en büyük özgürlük, o denizin ta kendisi olmaktır. B.S.
Birini kırmadan gitmek, düşündüğümden daha ağırdı. Ama kalmak, kendime ihanet etmekti Çünkü kalbim çoktan uzaklaşmıştı. Hislerim, sanki bana ait değilmiş gibiydi. Oysa o, bana sevgiyle yaklaşmıştı. Nazikti, anlayışlıydı, hatta bir adım bile geri atmadan hep oradaydı. Belki de beni en çok bu ürküttü… Çünkü karşılığını veremeyeceğimi biliyordum. Onun gözlerindeki samimiyetin içinde kaybolmak istemedim. Kendime bile ne hissettiğimi anlatamazken, ona nasıl bir yer açabilirdim? Ben onun sevgisini değil, kendime karşı olan suskunluğumu taşıyordum içimde. Ve bu yüzden gitmek zorundaydım. Sessiz ama kendimden emin bir adımla B.S
Deneme