Kendim halledebileceğimi sandığım her şeyin altında kalmıştım. Ama üzerimdeki tonlarca ağırlık için dahi hala kendim halledeceğimi söyleme derdindeydim. Yalnızlığa uzanan el olmazdı. Orada tutabileceğin tek el, yine kendi elindi.
Çünkü bu hayatta en zorlandığım şeylerin başında gelen şey birinden yardım istemekti. Buna her türlü yardım dahildi. Kaybolduysam yolu sormazdım mesela. Çıkmaz sokağa da girsem kendi yolumu kendim bulurdum. Düştüysem ellerimden destek alarak kalkardım, ağır bir şey taşımam gerekiyorsa ikiye böler, yine kendim taşırdım. Birinden yardım istemek, güçsüzlük demekti benim dünyamda.
Ne varsa yutardım. Belki de o yüzdendi etrafımdaki dikenler. İçime attığım yaşları gözümden döksem tenimi sulayacak, çiçek açacaktım. Ama ben yutmayı seçmiştim. Her biri bir yumru olup kalmıştı boğazımda. Sonra da birer diken.