İnsanın bacakları atlarınki kadar çevik olsaydı, at arabası asla icat edilemezdi ve muhtemelen motorlu taşıtlar da olmazdı. Kuşlar gibi uçabiliyor olsaydık, uçak asla icat edilemezdi. Kutup ayıları gibi kürkümüz olsaydı, kışlık giysiler asla icat edilemezdi. Yunuslar gibi yüzebilseydik, hiçbir zaman teknelere ve deniz pusulalarına ihtiyaç olmazdı. Medeniyet insanın biyolojik zayıflığını telafi etme ihtiyacının ürünüdür ve insan türünün tarihi kendi aşağılığına karşı kazandığı zaferin tarihidir.
Her insan üzücü deneyimler, aksilikler, katlanılma acılar ve büyük hayal kırıklıkları yaşar. O halde neden bazı insanlar bu acıklı olayları “ders” ya da “anı” diye adlandırırken, bazıları da bunlara takılı kalıp mutlak travmalar olarak görür?
Birisinin başlaması gerek. Başkaları işbirliği yapmayabilir ama bu seni bağlamaz. Benim önerim şu: Sen başla! Başkalarının işbirliği yapıp yapmamasına aldırma.
Ama ben kendine aşık bir narsist değilim. Kendinden nefret eden bir realistim. Kendime güvenmiyorum, bu yüzden sürekli kendimle meşgulüm ve aşırı sıkılganım.