Uzun bir sıkıntı işte her akşam gidip geldiğim.
Oysa yataklardan geçerdim ben
hep aynı hikayeyi anlatan kadınlardan
koynumda yıkanmış ırmaklar taht kurar.
Uzanıp üzgün aynalardan bakardım kendime:
Evin küçük oğluymuşum bir zaman
bundanmış sokağa ve aşka çıkarılınca huysuzlanışım
bundanmış ve anlamam gerekmiyormuş:
şehrin alnında açılan ışıklar
kimlerin çocukluğuna değer
hangi nefesle aklanır ayrılığı hüner gibi yaşayanlar
bundanmış ve hep büyük konuşmak gerekmiş:
herkes gider ve düş evlerin küçük oğluna düşer...
Sesimde hüzün evleri
dudaklarımda kuyu:
bir kayaya yaslanıp
boz bulanık bir sudan içtim:
ölüm içtim
ölüm içtim
ölüm içtim
yarıldı dünya
duymadın mı sevgilim?