Oyuncak bebeklerin ülkesinden geliyorum ben.
Bir resimli kitap bahçesinde,
kağıt ağaçların gölgesi altından.
Toprak yollarında geçip giden
kuru mevsiminden, kısır aşk ve dostluk deneylerinin.
Sıralarında veremli okulların
Alfabelerin soluk harflerinin büyüdüğü yıllardan
Ve kara tahtaya taş sözcüğünü yazar yazmaz çocuklar
Ulu ağaçlardan sığırcıkların çığlık çığlığa kanat çırparak
Uçup gittikleri
o andan...
Etobur bitkilerin köklerinden geliyorum ben.
Ve hala,
başım dopdolu.
Bir deftere toplu iğnelerle
çakılan
O kelebeğin yabansı sesiyle
Asılınca güvenim, adaletin koptu kopacak ipiyle
Ve bütün kente
Parıldayan ışıklarımın yüreğini parça parça edince onlar
Koyu renk mendiliyle yasanın, bağladıklarında
Aşkımın çocuksu gözlerini
Ve isteğimin acili şakaklarından
Fışkırdığında kan
Yaşamım artık
Hiçbir şey olmadığında, hiçbir şey olmadığında duvardaki saatin tiktaklarından başka
Anladım birden yolum yok yolum yok yolum yok
Çılgınca sevmekten başka...