Ve asıl sıkıntı şurada:
Siz bu hayatın tüm yükü sizin omuzlarınızdaymış, hayatın sillesini siz yemişsiniz, bizse anne olmadığımız için tatlı bir rüyanın içindeymişiz ve partilerde coşuyormuşuz gibi davranıyorsunuz.
Bizim yaşadıklarımız hayat değil.
Bizim yaşadıklarımız aşk da değil. Ha doğru ya siz hayatınızın en doğru evliliğini kafasını iPad’inden kaldırmayan ve sizinle sadece oğlanı ya da kızı kimin yuvadan alacağını konuşan adamla yaptınız değil mi?
“Atatürk olmak haddimiz değildir sanıyorlar. Oysa Atatürk olmak, onun ideallerine göre davranmak demek. Atatürk olmak, vicdanlı, merhametli olmak, vatanını özünden çok sevmek, kadınlara değer vermek, adalete inanmak, çok çalışmak, üretmek, iyiyle kötüyü birbirinden ayırabilmek, herkese eşit davranabilmek, zorluklardan yılmamak demek. Pes etmemek demek. Çünkü yenilince değil pes edince mağlup olursun. Birlik beraberliğe inanmak demek Atatürk olmak. Bilime , ilime saygı duymak demek. Sanat, edebiyata kıymet vermek, çağdaşlık demek Atatürk olmak. Vefalı olmak, yapılan iyiliğin değerini bilmek, karşılığını verebilmek demek. Tam bağımsız olmak demek, başka hiçbir ülkenin desteğine ihtiyaç duymadan dimdik ayakta, hem de sapasağlam durabilmek demek.”
Hayat o özlediğin zamanda takılı kalsaydı sadece anı olurdu, biz ona hayat demezdik. Termodinamiğin ikinci yasası mealen buyuruyor ki tüm sistemler sürekli olarak bozulma eğilimindedir."
Atilla Atalay - Yani... Geçmişe dönemezsin."