Telefonuma kaydettiğim fotoğraflarımıza bakarken daha fazla dayanamayıp ''Özledim'' diye mesaj attım. Sonra da playlistte Sezen aksunun herhangi bir şarkısını açtım, elimde yanmakta olan sigaradan derin bir nefes çekip. '' bu gün haddinden de fazla vurdumduymazsın'' yazdım. Boğazımı yakarcasına ses eksilttim sezen aksuya. 2. şarkı sonrasında ''çok uzaksın, çok ta unutkan'' yazdım.. Telefonumu elimde çevirip çevirip telefonun yanıp sönen ışığına baktım, o lanet olası mesaj bir türlü gelmiyordu. '' saçların hala sarı mı??'' yazdım. ''eminönü çok güzel'' yazdım. ''bursadan gol haberimi var?'' yazdım. yazdım yazdım yolladım. Bir tanesine bile cevap gelmiyor olmasından sonra ümidimi kesip ''sana hat veren telefon şirketinin amk'' diyerek gönderdim. Sezen aksuya af dileyerek doğruldum oturduğum sandalyeden. Hesabı ödeyip kalktım. Rehberimi baştan sonra tarayıp arayabileceğim tek insanın babam olduğunu gördüm rehberde. Aradım,açmadı o da telefonu. Gelirken 2 ekmek bir de düş kırıkları alırım diye mesaj bıraktım sekretere.
Boş sokaklarda yürüdüm biraz, hafif kafamın etkisiyle bir kaç kişiye çarptım yanlışlıkla. ''Önemli değil'' dediler. Sensin ulan! önemli değil dedim.
Önemli değildim! Ben bu hayatta kimse için, önemli değildim. Telefonu çıkardım ''seni'' yazdım sildim sonra. Nasılsa cevap gelmeyecekti.
Bir çöp konteynırın önünde denk geldim onunla..Çöp konteynırına öyle derinlemesine uzanmıştı ki, içine düşecek sandım. Ama düşmedi. İşini çok profosyonelce yapıyordu, bir kaç dakika izledim onu öyle. Çöpten bir kaç bir şey çıkarıp, arabasına bıraktı. Sonra tekrar çöp kutusuna döndü, beni görmedi bile..
Önemli değilmiydim yoksa sahiden?
İyice görebilmesi için yanına kadar yaklaşıp,
''Kolay gelsin kardeşim'' dedim.
Çöp konteynırından doğrulup bana doğru baktı, ve teşekkür