Yazarın kalemi öyle bir dans ediyor ki, satırlar adeta gözlerimizin önünde hayat buluyor. İlk kitap heyecan fırtınasıydı, ama bu ikinci kitap?!
Karakterlerin iç dünyası öyle bir derinleşiyor, öyle güzel evriliyor ki... bazen gülmekten, bazen de hayret etmekten kendinizi alamıyorsunuz. Serinin devamını beklerken kalbim deli gibi atıyor, sabırsızlıktan çatlıyorum. İlk kitabı o kadar çok sevmiştim ki, bitince “İkinci ne zaman?” diye deli gibi düşündüm durdum. Sonra sonunda kavuşmak… Şimdi ise yeni bir dert var: “Üçüncü ne zaman çıkacak?” Beklemekten patlayacağım!
İlk kitaptaki beş kahramanımızla burada daha da yakınlaşıyoruz; aşkın tatlı yanından, pişmanlığın keskin köşesine, ızdırabın en derin noktasından mücadele ateşine uzanan bir yolculuk bu… Hepsi o kadar canlı ki, “Bir kez daha okusam mı?” diye kendimi durduramıyorum.
KARAKTERLERI COK SEVIYORUMM. Her biri nereden geldiğini unutmuyor, yaşadıklarıyla yüzleşiyor, değişim varsa bile bunu öyle bir samimiyetle, öyle bir detayla yaşıyor ki, anlatılan her şey içinize işliyor.
Bugüne kadar birçok seri okudum ama hiçbirine böyle bağlanmamıştım, böyle sabırsızlıkla beklememiştim. Kitap elimde olunca, geceyi gündüze katarak, uykusuz kalmayı göze alarak okudum. Güneş doğarken kitabı bitirmek…