"Önemli olan ya da daha çok önemli olan, düşüncelerimin doğruluğundan çok, o düşüncelerin gerçekten benim olup olmadığıydı. Benim zihin faliyetimin ürünü olup olmadığıydı.Ama şuan düşünüyorum da hangi insan bir düşüncesinin sahiden ve tüm olarak kendisine ait olduğunu, her yanı ve öğesiyle sadece kendisi tarafından imal edildiğini ileri sürebilirdi ki? Hepimiz toplum denen bir mekanizmanın dişlileri arasında doğuyor, büyüyor, koca koca adamlara dönüşüyor ve böylece yaşayıp gidiyoruz. Bizlere hükmeden, düşüncelerimizi oluşturan ve hatta duygularımıza biçim ve hatta lezzet veren birden çok düşünür var.Ya da 'Bunu yapmalısın! Bu mu? Hayır o yasak,' diye buyruklar yağdıran bir egemen var. Düşünceler, yasalar, gelenekler ve her çeşidinden terbiye ile ilgili sayısız öğe... Sonra bunların hemen arka planına sinsice yerleşmiş öteki otorite var:Sorumluluk duygusu, görev bilinci,vicdan dedikleri toplumun sinsice içimize yerleştirdiği bol kepçe malzeme..."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Yas sürecinin beş aşaması varmış.İnkar, öfke, pazarlık,depresyon ve kabullenme. Ben şuan neresindeyim bu sürecin. Yaşın kim için olduğunu, kaça bölündüğünü bilmediğim hangi evresindeyim?"