‐ Gökçen! Oba beğinin oğlu seni çok seviyor, dedi. Bunu 'Ben seni çok seviyorum' diyemediği için söylemişti. Sözlerinin nasıl bir tesir bıraktığını anlayacak kadar zaman geçmeden kızın büyülü sesi duyuldu.
‐ Oba beğinin oğlundan başka birisini de söyleyemez misin sipahi!
Deli Kurt, zevk ve heyecandan titredi. Gene sarhoş olmuş, kendisine sarhoşluğun çekinmezliği gelmişti. Cevap verdi:
‐ Söyleyebilirim!
Gökçen, konuşulmasını istemediği konular gelince susardı. Bu sefer öyle yapmayarak sordu :
‐ Bu bir sipahi mi?
‐ Evet!
‐ Adı Murad mı?
‐ Evet!
Asker olduğu için her şeyi asker kafası ile düşünmeye alışıktı. Gökçen'e karşı duyduğu sevgiyi de askerce düşünüyordu. Bu sevgi bir savaştı. Savaş olduğu için de kıyasıya bir uğraşma, karşı taraf ne kadar kuvvetli olursa olsun sonuna kadar bir didişme gerekti. Sevdiğini söylemek teslim olmak demekti. Hiç insan son kozlarını oynamadan yenilmeyi kabul eder, teslim olur mu?
Herkesin korkulacak bir canavar diye çekindiği bu peçeli kız gerçekte çok iyi bir insandı. Bir peri kadar güzel, pars gibi güçlü, aynı zamanda bilgili ve yüzünü göstermediği için de manalı idi.