F✿

Doğrusu Türk'le Macar çarpıştığı zaman savaş savaşa benziyor, tadına doyum olmuyordu.
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Edebiyat
Gökçen Tanrının büyüklüğüne ve en büyük tanıktı. Tanrı onu herhalde düşünerek ve överek yaratmıştı.
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Edebiyat
Ne güzel bir kitapsın sen..
‐ Gökçen! Oba beğinin oğlu seni çok seviyor, dedi. Bunu 'Ben seni çok seviyorum' diyemediği için söylemişti. Sözlerinin nasıl bir tesir bıraktığını anlayacak kadar zaman geçmeden kızın büyülü sesi duyuldu. ‐ Oba beğinin oğlundan başka birisini de söyleyemez misin sipahi! Deli Kurt, zevk ve heyecandan titredi. Gene sarhoş olmuş, kendisine sarhoşluğun çekinmezliği gelmişti. Cevap verdi: ‐ Söyleyebilirim! Gökçen, konuşulmasını istemediği konular gelince susardı. Bu sefer öyle yapmayarak sordu : ‐ Bu bir sipahi mi? ‐ Evet! ‐ Adı Murad mı? ‐ Evet!
Sayfa 85·Kitabı okuyor
Edebiyat
Asker olduğu için her şeyi asker kafası ile düşünmeye alışıktı. Gökçen'e karşı duyduğu sevgiyi de askerce düşünüyordu. Bu sevgi bir savaştı. Savaş olduğu için de kıyasıya bir uğraşma, karşı taraf ne kadar kuvvetli olursa olsun sonuna kadar bir didişme gerekti. Sevdiğini söylemek teslim olmak demekti. Hiç insan son kozlarını oynamadan yenilmeyi kabul eder, teslim olur mu?
Sayfa 85·Kitabı okuyor
Edebiyat
Herkesin korkulacak bir canavar diye çekindiği bu peçeli kız gerçekte çok iyi bir insandı. Bir peri kadar güzel, pars gibi güçlü, aynı zamanda bilgili ve yüzünü göstermediği için de manalı idi.
Sayfa 83·Kitabı okuyor
Edebiyat