Hazır girmisken uygulamaya, size bir hikaye anlatmak istiyorum :)
***
Neyzen bir gün İstiklâl'de yürürken aniden durmuş. Etrafına bakınmış. Herkesin fiyakası yerinde; fötr şapkalar, takım elbiiseler, politik söylemler... (o zamanlar siyasilerin takıldığı bir muhitmiş diyelim İstiklâl'e) Sonra birden arkasını dönmüş ve avazı çıktığı kadar bağırmış;
'Ulan orrrrooooossssssspu çocuklarıııııı!!!'
Bütün cadde susmuş. Insanlar kafeteryalardan, evlerin penceresinden, kaldırımdan, yolun ortasından ve de - pek değerli arkadaşlar - hep bir ağızdan konuşmaya, sormaya başlamışlar;
-Kime dedin sen onu ?
-Bana mı dedin ?
-Yooo bize dedi galiba, bize bakıyordu.
-Ayol kime dedin söylesene. Bize mi bağırdın sen öyle.
-Sen kimsin de bana öyle diyorsun ? Benim kim olduğumu biliyor musun ?
....
Neyzen'nin dudağında yarım bir tebessüm.
Arkasını dönüp yoluna devam etmeye hamle yaparken tekrar bağırmış;
-Ulan çok olduğunuzu biliyordum. Ama bu kadar da çok olduğunuzu bilmiyordum.
...
Ve cadde uzun bir süre daha sessizliğe gömülmüş.