"... Gözümüzü kör eden yedi renktir, kulağınızı sağır eden sesler, ağzımızı paslandıran yediklerimiz, kalbimizi önce coşturup sonra durduran sonsuz koşmalarımızdır. Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir.."
Evet doğanın kurallı bu insan doğar, buyur, evlenir ve çoğalır peki neye göre dünya öyle bir hâl aldı ki gerçekten kimse ne istediğini bilmiyor genç kızlar evlenme çağına geldiğinde gelen talipler hakkında konuşulan tek konu maddiyat ve dış görünüş evet belki bunlar belli bir yere kadar tatmin edebilir peki ya sonra... İşte sonrasın da manevi değerler ortaya çıkar Öncesinden hissedilmeyen o eksikler hissedilmeye başlar ve keşkelerle yüz yüze kalırsınız ve olan en çok da dünyaya gelen o çocuklara oluyor. Sevgi eksikliği evet çağımızın en büyük eksikliği de budur. Gerçek evlilik zaten kendisini "DİNLEYEN ve ANLAYAN" birisiyle olmak değil midir... Hani "Konuşmak için konuşmayın." derler ya bence bu cümle biraz da "Evlenmek için evlenmeyin" cümlesiyle dile getirilmeli.