Ufak tefek spoilerlar bulunuyor, bilginize :)
Aslında bir kitap okuduğumda inceleme paylaşma gereği duymam çoğu zaman. Ama bu kitap hakkında nedense kısa da olsa fikirlerini paylaşmak istedim. Bildiğimiz üzere çok bilindik bir kitap olan ve sevilerek okunan bir kitaptır Şeker Portakalı, bu kadar sevilmesi ve okunmasının elbet bir sebebi varmış. Okumadan önce bunun bilincinde olarak okumaya başladım ama okuduktan sonra bu kadar duygulanacağımı, bir kitabın beni bu kadar etkileyeceği aklıma gelmezdi. Kitabın başkahramanı olan Zeze ile empati kurdukça kendimi çaresiz, huzursuz ve mutsuz hissettim. Düşünsenize, henüz 6 yaşına bile girmemiş bir çocuksunuz ve aileniz, mahalle sakinleri, esnaflar neredeyse herkes tarafından dayak yiyorsunuz. Küçük bir çocuk olduğunuz için haylazlıklar yapıyorsunuz, ancak bu haylazlıklar karşılığında adam akıllı oturup sizinle konuşan neredeyse kimse yok, herkes çareyi dişinizi dökene, burnunuzu kanatana kadar sizi dövmekte, azarlamakta buluyor. Üstüne üstlük bir de bu kadar acımasız insanın arasında karşınıza çok sonradan çıkan, en güvenilir limanınız olarak gördüğünüz,canınızdan bile çok sevdiğiniz, sizi canı cananı gibi sarıp sarmalayan tek kişi de vefat ediyor. Gerçekten bir insanın kaldırabileceği şeyler değil,hele ki minicik bir çocuğun kaldırabileceği şeyler hiç değil. Dram kitaplarını seven herkes için önerimdir. Keşke okumak için bu kadar geç kalmasaydım dediğim sayılı kitaplardan.