Bugün hiç rağbet görmeyen ama insan ruhunun en esaslı, en yüce itiraf ve ifadelerinden biri olan pişmanlık duyma yolunu göstermek isterdim... Çağdaşlarımızın ahlâk anlayışında bu duygunun tamamen yok olduğunu da söyleyebiliriz. Ama, hata ya da günahlarını bilmeyen bir insan tam bir insan olabilir mi? Pişmanlık ve günahın kefaretini ödemek suretiyle ruhun aydınlanmasından ürperti duyan ve gözü kamaşanlar, yalnız düşünce ya da hareketlerindeki hatayı, günahı bilebilen insanlardır... Bizi gerçeğe götüren yol, adım adım olgunluğa, mükemmelliğe, güzelliğe de yaklaştırır...
Dünyanın herhangi bir noktasında işlenen her suç, her kötülük, hepimizi ilgilendirir. O kötülüğün işlendiğini bilmesek ve çok uzağında olsak bile ilgilendirir.
“Tanrım!” dedi Abdias Kallistratov, “yabanî bir otla insanların ahlâk çöküntüsü arasında ne büyük bir bağ, bir ilgi var. Eğer tabiatın bilinci olsaydı gerçekten bir cani olabilirdi!”.
“Durumum gerçekten çok kötü”, diye düşündü, “insanlar da çok tuhaf, kimse kimsenin derdiyle ilgilenmiyor. Ne boşluktur bu! Hiçbir bağlılık, hiçbir dayanışma yok insanlarda...”