"İnsanın yalnızca kendisi olabilmesinin bir yolu var mıdır ki?" sorusunun cevabını kovaladık 414 sayfa boyunca. Kitap ile ilgili ilk söylemem gereken şey kesinlikle sakin ve dingin bir zihinle okunmalı, bu sebeple yanlış bir zamanda okuduğum için kendime kızıyorum. İçerisinde çok ince mesajlar ve bilgiler barındıran ve bunu insanı boğmadan yapan bir kitap. Bana hem tarihsel anlamda hem de edebi anlamda çok şey kattığını ve araştırarak öğrenmemi sağladığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Ana karakterimiz olan Galip'in eşi Rüya'nın onu terk etmesiyle ilk sayfalarda bir aşk hikayesinden bahsediliyor düşüncesi yaratsa da ilerleyen sayfalarda asıl meselenin "kendini bulmak" olduğu fark ediliyor.Bir kitabın insan üzerinde yaratmasını beklediğim en önemli etki olan "kendini sorgulama" durumunu bu kitap ziyadesiyle başarıyor.
Kendimizi tanımaya başladığımız günden beri sürekli olarak çevremizdekilerin istekleri doğrultusunda şekillendirdik hayatımızı, işin garibi bunun farkında bile değildik. Önce ailelerimizi memnun etme çabasıyla başladı her şey, ardından toplumsal normlar ve toplumun bizden beklediklerini karşılama telaşı içerisine girdik. Aradan yıllar geçti bizler büyüdük yetişkin bireyler olduk fakat hala çevremizdeki beklentilerin boyunduruğundan çıkamadık. Bir de kendi içimizde verdiğimiz savaş var tabi; sürekli başkalarına imrenen bir tarafımız var, onun yerinde olmak isterdim dediğimiz sayısız insan belki...Lafın kısası dostlar nihayetinde böyle güzel kafa karışıklıkları bırakıyor kitabımız bize. Kitabın beklediği sakinliği yakaladığımda tekrar okuyacağım ve o günü istekle bekliyorum.