Okuduğum ilk Shakespeare eseri.
Her zaman büyük olduğunu bildiğim halde bir türlü uzanmaya elimin varmadığı ,okumaya korktuğum birisiydi Shakespeare.
Bu korku ve ötelemenin temelinde kötü olabilmesi endişesinden ziyade gerçekten mükemmel bir şeyin bir kenarda hep beni bekliyor olması mutluluğuydu.
Macbeth'le bu büyüyü kırmış bulundum.:))
Macbeth bitti.
Gerçekten harika bir şeyin beni beklediği konusundaki tahminim doğru çıktı ama diğerinde yanıldım. Macbeth'i bitirmiş olmama rağmen hala mükemmel bir şekilde beni bekliyor olacak.
Arif Dino'nun Yaşar Kemal'e hediye ettiği 4 adet Don-Kişot gibi ömrümün sonuna kadar defaatle okumaya devam edebileceğim.
Bir okurun başına gelebilecek en güzel şey bu bence.:) Ve daha Shakespeare madeni'nin ilk cevheri.
Evet farkındayım içeriği hakkında bir şey yazmadım, bence gerek yok ama en azından Macbeth'in son sözleriyle bitireyim;
Kendi savaş kalkanım yeter göğsümde:
Haydi vur, Macduff! Dur diyenin canı cehenneme!
Sön, cılız kandil, sön! Hayat dediğin ne ki:
Yürüyen bir gölge, bir zavallı kukla bu sahnede:
Bir saat boy gösterip, boyun kırıp gidecek!
Bir daha da duyulmayacak artık sesi.
Sayfa 149 - is bankasi kultur yayinlari·Kitabı okudu
Kendini boşuna harcamış olur insan,
Dilediğine erer de sevinç duymazsa.
Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi,
Yıkmakla kazandığın şey kuşkulu bir mutluluksa.
Sayfa 101 - is bankasi kultur yayinlari·Kitabı okudu