"Olmak ve var olmak arasında çok fark var" derler, yüzyılın ortasından çıkıp gelmiş seçkin entelektüeller... Ama bilmiyorlar ki, ikisi de yok... Var olmak bir hayal, olmayan dünyada
Kayra'yla aynı kulvarda koşmuyorduk. Kötülüğümüzün, hayata kör bakışımızın nedeni aynı değildi. Onun acısı ve acımasızlığı romanlardaki gibiydi. İnsani bir tarafı yoktu. Kayra olmasının, içinde beslediklerinin dışında dışında gözle görülür bir nedeni yoktu...
Gelelim bana... Benim durumum Kayra'nınkinden çok farklıydı. Belki sadece başlama noktamız aynıydı diyebilirim. ...
Yani Kinyas tek başına Kinyas olmadı aslında. Birkaç sponsoru vardı arkasında. Çekirdek ailesi, boktan geceler...
Yeryüzünün varoluşu birinin, bir şeyin iradesiyle sürmeye devam eder. Yeryüzünün varlığı aynı zamanda da hayatlarımızın bu birinin ilgisine emanet edilmiştir. Eğer bu iradeyi anlamak için en ufak bir ümidimiz varsa, bunun için çabalamalı, bizden isteneni yerine getirmeliyiz. Ve eğer benden isteneni yerine getirmezsem, benden isteneni, bizden ve tüm dünyadan isteneni asla anlayamam.
Ortodoks inancının beyanı, itirafları, eskiden de olduğu gibi kendini beğenmişliklerden gözleri dönmüş bağnaz, zalim, ahlaksız insanların arasında gerçekleşiyordu. Diğer yandan zeka, onur, dürüstlük, iyi huyluluk, ahlak, genellikle inançsız olduklarını söyleyen insanlarda görülüyor.