Hemen değil ama zamanla anlıyordun
ki, bir hayattı kaybettiğin, kendi hayatına bitişik bir hayat,bir komşu yaşam öyküsü. O gidince hayatlarınızın yabani bitkiler gibi yıllarca birbirine doğru büyüyüp iç içe geçtiği yeri, bu müşterek alandaki şahsi hikayeni, yani onun yanındaki seni de kaybediyordun.
Müminin dili kalbinden sonra gelir.Mümin bir şey konuşmak isterse onu kalbiyle düşünür ve o düşüncesini diline aktarır.Münafığın dili ise kalbinden öncedir.Bir şey yapmayı arzularsa onu diline aktarır da kalbiyle düşünmez.
Bütün bu anlattıklarımızın ilacı; ölümün hemen önünde olduğunu ,her konuştuğu kelimeden mesul olduğunu ,nefeslerinin yegane sermayesi olduğunu ,bu durumları ihmal etmesi ve vaktini boşa harcaması büyük bir kayıp olduğunu bilmesi gerekir.
O zaman Mazhar Osman Bey, Ankara’ya Eğitim Bakanı’na gidip “Kapatılan tekkelerde çok kıymetli zevat var. Onların hepsini kenarlarda atıl bırakmayalım, Bakırköy Akıl Hastanesi’nde bir servis açalım, gelip hastalara okusun, onlarla konuşsun, dua etsinler” diye teklif götürmüş ama Bakan “Doktor bunu ne sen söylemiş ol ne de ben duymuş olayım “demiş. Yani bu mesele çok önemli, bir psikoterapist, ilim adamı konuyu Ankara’ya söyleyecek kadar cesaret etmiş. Çünkü o zamanlar böyle şeyler hiç ağıza alınmazdı.