Herkes “dijital dünya”, “kripto merkeziyetsiz”, “küresel köy” diye ortalığı velveleye verdi.
Sonra İran çıktı ve dedi ki: “Sizin küresel köyünüzün bütün telefon hattı benim bahçemin altından geçiyor,
O eski tüplü televizyonların 37 ekranına neler sığdırmadık ki…
Komşuluğu sığdırdık mesela. Kapılar açıktı, çaylar demliydi, televizyonun sesi sokağa taşardı. Akşam ezanıyla birlikte uzanan sofralar,
Size yazıyorum anne babalar. Belki bir elinizde kahve, belki telefonunuzun mavi ışığında kaybolmuşsunuz, belki de tam şu an çocuğunuzun ödevini yetiştirme telaşındasınız. Nerede olursanız olun,
İşte asıl mesele tam da burada düğümleniyor: Siz bu coğrafyayı, Afganistan’ı, Irak’ı, Gazze’yi hâlâ “şov yaparak yönetilebilecek” bir yer sanıyorsunuz. Oysa bu coğrafya, sizin “Mısır püsküllü
İnsan, henüz imtihan edilmediği konularda ne kadar da cesurdur. Fırtınayı görmemiş bir gemi kaptanı gibi, dalgasız denizlerde büyük laflar eder. Oysa bilmez ki asıl marifet, fırtınada dümen