Sana söyleyemediğim ne varsa,
Bir sustalı bıçak gibi taşıdım göğsümde.
Dünya seni hırpalamasın, dokunuşlar seni yormasın diye,
Seni, kalbimin hiç dokunulmamış, o en saf yerinde sakladım.
Belki bir gün fark edersin diye beklemek;
Karanlıkta bir kibrit çöpüne sığınmak gibiydi.
Gözlerimdeki o yorgun bakışın sebebini,
Sen başka hayatlarda ararken;
Ben seni, kendimden kopardığım parçalarla ördüğüm,
O hasarsız kuytuda sakladım.
Üşüme diye duygularımı üzerine serdim,
Kimse bilmedi, kimse duymadı bu sessiz feryadı.
Sen başkalarının gürültüsünde kaybolurken,
Ben seni, nefesimin bile yetmediği o derinlikte,
Sadece sana özel, sadece sana ait kalarak sakladım.
Şimdi bir yabancı gibi geçip gitsen de önümden,
İçimde hiç yıkılmayan o evin sahibi sensin.
Çünkü ben bu hayatta bir tek orayı güzelleştirdim;
Seni, ruhumun en hasarsız yerinde bir ömür mahkûm sakladım.