"Emir yeter"
"Neye yeter abi? Karşımıza geçip başka bir kadınla evleneceğini söylemesi normal mi?
"Evet, normal"
Bu karşılığı hiç beklemeden, doğruca Emir'in yüzüne savurmuştu. Emir öylece abisine bakıyordu.
"İnsanlar hayatına devam etmeye çalıştığı için onlara vicdan azabı çektirmeye hakkın yok, Emir."
Banyoya girdim ve kapıyı gürültüyle kapattım. Lanet yaram sızlıyordu. Ama aptal kallbim haramdan daha çok sızlıyordu. Başımı kaldırıp sakalla kaplanmış yüzüme baktım. Yasminin söylediği gibi bir ermiş falan değildim, hele ermiş bedenine hiç sahip değildim. Hala ufacık "hamur parçasını" kıskanabilen aptalın tekiydim. (...) O kolyeyi aşabileceğime inanıyordum. Ama... İçten içe, içeriden çürüyen bir meyve gibi o kolyenin temsil ettiği her şeyi kıskanıyorum. Temsil ettikleri yerinde olmayı diliyordum. Dilemistim...
Sorun ne?
Başı şimşek hızıyla bana döndü "kurabiyelerimle dalga geçtin"
Neredeyse kahkahayı patlatacaktım.
"Beni oldurecekmis gibi davranmanın sebebi bu muydu? Ayrıca dalga geçmedim sadece zehirli madde ihbarı almadan önce çöpe atmani istedim o kadar."
" Kurabiyelerim benim için önemli tamam mı"
Nefesimi tuttum, hareket edemedim.
~Ayçöreklerimi insanlarla paylaşmak istemiyorum. Şu tezgahlara dizdigin şeyler benim için önemli. Gerçekten önemli~ sesi kulaklarımda yankilaniyordu. Rosa'ya baktım keşke gözleri mavinin bu tonu olmasaydı.
" Biliyor musun Rosa, bu cümlenin aynını kuran bir kız tanımıştım ve o, kendi aptal kurabiyeleri için hayatını heba etmeyi seçmişti. Umarım sen de aynı şeyi kendi kurabiyelerin yüzünden aynı şeyi yapmazsın."