Efendimiz sallallahu (s.a.v)'in öğrettiği bu duadan anlıyoruz ki, bugünün hakkını verebilmek için cimrilikten uzak durmak gerektiği gibi; gelecek kaygısına kapılmamak için de har vurup harman savurmamak, borca batıp yakayı kaptırmamak gerekir. Neticede özgürlüğümüzü ve onurumuzu elimizden alan kahr-ı ricâle, (insanlar tarafından ezilmek) düçar olmak istemiyorsak, bütün bu söylenenleri sürekli tekrarlayarak dua etmek zihinsel bir dönüşümün ilk adımlarını atmak demektir.
"ALLAH'ım geçmiş için üzülmekten ve gelecek için kaygılanmaktan sana sığınırım. Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Borca batmaktan ve insanların boyunduruğunda kalmaktan sana sığınırım. "
Tam ihtiyaç anında, tam da söylenmesi gereken yerde bu sözü dile getirebilmek nasıl bir iman ve gerektiriyor? Bizler büyük oranda konjektör hesapları yaptığımız için hakikati zaman ve mekandan bağımsız olarak her meselenin üstünde tutamıyoruz. Oysa sonradan mırıldanarak, ağzımızın içinde geveleyerek bir şeyler söylemenin hiçbir anlamı yok. Bir olay olup da tam denmesi gerektiği sırada susuyorsak Bilal gibi olamayız...