Hayat başarısını, değerlerine göre yaşayabilmekle değil de kullandıkları araçlarla ölçenlerin asırlardır değişmeyen şikayetidir bu. Oysa ALLAH'ın kanunu şudur: Güzel sonuçlar, ancak o uğurda direnenlere nasip olur. (Araf 7/137)
Hep -mış gibi yaparak yaşamak, insanlardan çok daha önce kendini kandırmak demektir ve bu da kendi biricikliğine ihanet ederek sıradanlaşmaya yol açar.
ALLAH'ın istediği gibi olmak derken sadece davranışlardan değil, aksine davranışlarımızın kaynağı olan düşünce ve duygularımızın da ALLAH'ın istediği gibi olmasından bahsederiz. Zira zihnen ve kalben salim olmayan birinin salim davranışlar gösterebilmesi mümkün değildir.
Bazı insanların İslam'a yakınlık duymaya başladıklarında, sadece eski alışkanlıklarından vazgeçemeyeceklerini düşündükleri için dini hayattan uzak durmaları, haz alma güdülerini nefsin eline bıraktıkları içindir. Akılları ve kalpleri onları ALLAH'ın yoluna çağırırken en ciddi sorunları, dini yaşamaya başladıklarında eskiden beri haz alageldikleri yaşam biçiminden nasıl uzak kalacaklardır. Prensiplerin doğru olup olmadığına göre değil, kendi hazlarıyla çelişip çelişmediğine göre yaparlar seçimlerini. Oysa insan, alışkanlıklarını gözden geçirip, beden hakimiyeti üzerine çalıştıkça, hazlarını prensiplerine uyumlu hale getirme konusunda ilerleme sağlayabilecek kudrettedir.